Ölü Canlar – Gogol

Özeti

Şehrin merkezindeki koca hana oldukça hoş, ufak, yaylı bir araba ile bir yolcu gelir. Geldiği ilk vakitler kimsenin ilgisini çekmeyen bu şahsın adı Pavel İvanoviç ÇİÇİKOV’dur. Soranlara, kendisini İş için yolculuğa çıkmış birisi, çiftlik sahibi ve danışman olarak tanıtır. Hızlı bir biçimde şehrin ileri gelen şahısları ile tanışır. Yargıç, Vali, Polis memuru, savcı, çiftlik sahipleri gibi kişilerle tanışır. Girdiği her yerde kendisini tam anlamıyla görgülü bir salon adamı olarak sunar. Her konuda konuşur ve konuştuğu konularda oldukça ilgi çekici konuşmayı başarır. Her akşam toplantı ve yemeklere davet edilerek hoş vakitler geçirir. Sıra şehir dışındaki ziyaretler geldi mi, ilk iş çiftlik sahibi olan Manilov ve Sobakeviç’ten başlar. Çünkü onlara daha önceden verdiği sözler vardır. İlk olarak Manilov’un çiftliğine gitme kararı alır. Çiçikov, Manilov ailesi üzerinde oldukça hoş izlenim bırakır. Yemeğin ardından çalışma odasına geçer ve orada iş konuşmaya başlarlar. Çiçikov, söze ilk olarak Manilov’a elinde bulundurduğu köle sayısını, son sayımda hükümet’e sayıyı verip vermediğini ve kaç tane kölenin vefat ettiğini sorar.

Fakat ölen sayısı o kadar fazla olmuştur ki, Manilov sorunun cevabını kahyadan öğrenir. Bunun üzerine Çiçikon bu kölelerin bir listesini ister ve o andan itibaren ortam biraz gerilir. Manilov ona, bu listeyi neden istediğini soru olarak yöneltir. Çiçikov bu soru karşısında afallar ve ne diyeceğini bilemez. Hemen lafı toparlar ve ona köylü satın almak istediğini söyler. Daha sonra işinin ölmüş olan köleler ile olduğunu söyler. Çiçikov uzunca bir tartışmanın artından ona ölmüş olan köleler için kelle başına boşu boşuna devlete vergi verdiğini anımsatır. Ve ölmüş olan köleleri kendisine satmasını teklif eder. Ancak Manilov böyle bir durumun aralarındaki dostluğa yakışmayacağını öne sürer ve ona bu teklifine karşı köleleri ücretsiz vermeyi teklif eder. İkili anlaşır ve Çiçikov oradan ayrılır. Yolda hava yağmurludur ve araba devrilir.

Arabayı tekrar çevirdikten sonra yeniden yola devam eder. Bu sırada karşılarına ilk çıkan evin kapısını çalarlar ve ev sahibi onları içeri alır. Geceyi birlikte orada geçirirler. Sabah ev sahibi olan kadına nerede olduklarını merak ederek sorarlar. Çiçikov’un almış olduğu kölele şehirde günün en büyük konusu olur. Köylülerin bir yerlere götürülmesinin karlı bir iş ol olup olmadığı konusunda söylentiler de iyiden iyiye halkın gözüne batmaya başlar. Çünkü Çiçikov köylüler için en büyük düşmanları olur. Kentteki köylülerin tümü iyi kalpli insanlardır ve güvenlerinin sarsılması üzerine besledikleri bu düşmanlık onların içindeki kötülüğü de ortaya çıkarır. Çiçikov üzerindeki ilgiyi fark eder ve masanın üzerindeki mektubu fark eder. Mektupta hiçbir imza ve kimden geldiği belli olan bir yazı yoktur. Fakat Çiçikov bir baloya davet edilir. Baloya gelmesi büyük bit mutlulukla karşılanır.

Erkekler, sadece ölü çözülebilmesi için seferber olur. Kısa süre geçer ve olaylar öğrenilir. Buna canı sıkılır ve kenti terk ederler. Çiçikov’un annesi küçük yaşta vefat eder ve babası da onu bakması için yaşı oldukça ileri olan bir akrabasının yanına bırakır. Çiçikov okula başladığı zamanlar dersleri pek de iyi sayılmaz. Babasının ona verdiği en büyük öğüt ise hayatta her şeyin para olduğudur. Daha sonra eline diplomasını alır. Elindeki bu diploma onun devlet dairesinde memurluk yapmasına vesile olur. Burada bir müdür vardır. Bu müdür onu hiç mi hiç sevmez. Ancak Çiçikov ne yapıp edip müdürün evde kalmış bir kızı olduğumu öğrenir ve onunla konuşmaya başlar. Sık bir biçimde evlerine gidip gelir. İşler iyiden iyiye ilerler ve müdüre baba demeye başlar. Bu arada müdür de onu kullanmaya çoktan başlamıştır. Bir süre geçtikten sonra onu boşalmış durumda olan zabıt katipliği görevine getirir. Fakat emeline çoktan ulaşır. Atandıktan sonra müdürden kendisini tamamen soyutlar.

Aradan zaman geçer oldukça para biriktirmiş olur ve hayatı bir düzene girmiştir artık. Fakat o sırada yeni bir müdür bütün huzurunu kaçırır. Rüşvet almasını engeller.  O zamanlar kahyalık oldukça adi olarak görülen bir işti.  Küçük memurlar dahi kahyaları hor görürler. Bir vakit Çiçikov yüz tane kölenin rehin işlemlerini eline almak ister. Böylelikle görevini üstlenir. Bunun üzerine Çiçikov kölelerin yarısının öldüğünü iletir. Bu konunun herhangi bir sorun teşkil edip etmediğini sorar. Memur ise ona ölü olanların listeye yaşadıklarını işlerse eğer herhangi bir sorun teşkil etmeyeceğini söyler. Bu sözlerden sonra Çiçikov’un kafasında inanılmaz fikirler dolaşır. Çiçikov planlarını hayata geçirmek için kısa sürede harekete geçer ve para kazanmaya başlar. Tanıştığı her insanın dostluğunu kazanması gerekmektedir. Çünkü onların yardımlarını kazanmaktan para kazanacaktır. Çiçikov aradan geçen zamanın ardından Rusya’nın cenneti andıran bahçelerinden gözlerini alamaz. Tam o sırada bu bahçelerin içindeki çiftlikler gözünü ısırmaktadır. Gördüğü çiftliğin sahibi ile tanışmaya gider ve çiftlik sahibi olan Tientietnikov ile tanışır. Okulu bitirdikten sonra girdiği işte memurluk yapar.

Müdürün davranışlarına artık katlanamaz. Çünkü müdür astlarına farklı üstlerine farklı davranır. O da köyüne çiftliğine dönüp köylüyü eğitip daha da fazla verimler elde etmeyi kafasına koyar. İflas etmek üzere olan bir çiftlik sahibi, çiftliğini satılığa çıkartır. Fakat Çiçikov’un çiftliği alacak kadar parası bulunmamaktadır. O da başka bir çiftlik sahibinden borç alarak çiftliği satın alır. Ancak ödemesinin yarısını yapar. Öteki yarısını başka bir zaman vereceğini söyler. Bu sıralarda Çiçikov ölü can alma işini de bir yandan yapmaya devam eder. Fakat elbette ki bunları yaşıyormuş gibi göstermekten de geri koymaz. Çiçikov bu işten çok karlı çıkar ve biriktirdiği para artık 300 bin ruble olmuştur. Bu sırada Çiçikov’un yamış olduğu bütün yasa dışı işler Prens’in kulağına kadar gider. Bunun üzerine Prens Çiçikov’u hapse attırır. Çiçikov’un arkadaşı Murazov ona kendisini hapisten çıkarmaya söz verir. Ancak ona bir şart koşulu sunar.

O da bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçerse yalnızca onu hapisten çıkartacağını söyler. Çiçikov bu koşulu kabul eder. Bunun üzerine Murazov Prens ile konuşur ve Prens hiç istemese de onu kıramaz ve hapisten kurtarır. O sırada köy halkı her türlü kötü alışkanlığa başlamıştır. Bunlardan bazıları rüşvet, ahlaksızlık, dolandırıcılık hastalık gibi yayılır. Eğer Çiçikov’un kişiliği konusunda sorular sorulur ise ve ahlaksal boyutu sorulur ise, elbette erdemli bir kişilği olmadığı ve kusursuz bir kahraman asla olamayacağı açıkça bellidir. Ancak o işini bilen birisidir demek yanlış olmaz. Kolay yoldan kazanç elde etme ve kazanç hırsı kişiye göre kusur sayılır ve saygı değer iş olarak görülmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir