Nihat Sami Banarlı – Türkçenin Sırları

Edebiyat tarihçisi olan Nihat Sami Banarlının, Türk dili üzerine ele aldığı bir araştırma kitabı olarak anılan eserin adı Türkçenin Sırları olarak karşımıza çıkıyor. Eserin ilk basımı 1971 senesinde yayım için basıma sunulmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı(MEB) tarafından 100 Temel Eser listesine de alınmış olan bu eser, bu tarihten sonralarda defalarca kez basılmıştır. Kitapta Türkçenin güzelliklerini, ahengini ve inceliklerini ele alan bir takım makaleler yer almaktadır. Her biri ayrı bir başlık altında toplam kırk üç ayrı makaleden meydana gelmiş olan eserdeki yazılar, birbirlerini tamamlayacak şekilde ardı ardına sıralanmış şekildedir.

Bu sıralama ile de Türkçenin estetiğine dikkat çeken bir konu bütünlüğü de oluşturulmuştur. Nihat Sami Banarlı kitapta “imparatorluk dili” adını vermiş olduğu kavrama değinmiştir. Dilin milletler için önemini vurgulayan Nihat Sami Banarlı, kaynağını dışarıdan alan ideolojilerin milleti tahrip etmek ve dili bozmaya yönelik kaygılarını belirtmiştir. İmparatorluk dillerinin zaruri olarak birçok milletlerin dili ile zenginleştiği, imparatorluğa dahil olan milletlerinin dilinin de bu dile girdiğini vurgulamaktadır. Nihat Sami Banarlı, Kelimelerin kendine özel bir musikiye ve ahenge sahip olduklarını belirtmiştir.

Eser birçok çeşitteki makaleler dizini biçiminde yazılmıştır. Eserin belli bir konu çerçevesinde makalelerin ana düşünceleri ortaya konulabileceği biçiminde sırası ile yer almaktadır. Eser, Osmanlı devletinin yıkılışı ve milliyetçilik akımlarının Osmanlı devletini bölünmeye zorladığının sonucunda bölündüğünü anlatmaktadır. Osmanlıdaki iç ve dış tehditlerle uğraşmasının sonucunda edebi olan dilin çok etkilendiğini, anlaşılamayan sözcüklerin icat edildiği ele alır. Bununla birlikte Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dilinin gelişmesindeki katkılarını ele alarak başlamaktadır. Özellikle Türk milletini sevmenin aslında  tarih boyunca oluşmuş ve oluşan her milli eseri sevmek demek olduğu düşüncesini işlemektedir.

Türkçenin dünya dilleri arasındaki yerini de önemle belirtmiştir. Bunun yanı sıra diğer dillerle de arasındaki etkileşimleri hakkındaki bilgilere de yer verilmiştir. Ayrıca bir milletin atalarının kullanmış olduğu kelimelerin nesillere aktarılması gerektiğini, bu kelimelerin dilden atılmaması gerektiğini  ve bu kelimelere o milletin düşman olmaması gerektiğini dile getirmiştir. Yazara göre bir milletin dilini güzelleştirmesi, ancak dilini de ülkesi kadar sevmekle mümkün olabilir. Divan edebiyatının Farsça ve Arapçadan oluştuğunu dile getirerek, divan edebiyatının Türkçe olamayacağını belirtirken, anlaşılamayacağı ve bu edebiyatın kötü amaçlı olduğunu da belirtmektedir. Yazara göre Türkçemizin en güzel konuşulduğu ağız da İstanbul ilinde konuşulan İstanbul Türkçesidir. Ayrıca, “öğretmen” kelimesinin “hoca” kelimesinden daha sayılı olmadığını da belirtmiştir. Kelimelerin milletleri vardır cümlesini söyleyen Nihat Sami Elif, Gül ve Ankara sözcüklerinin Türkçeleşmesi üzerinde durur.

Türk dili ve edebiyatı dersleri, çocuklara milli dil olan Türkçenin, Türk edebiyatının ve Türk edebiyatının tarihinin öğretilmesi için olduğu da belirtilmiştir. Hatta önemle vurgulayacak olursak, Türkçe kelimelere “sal” ve “sel” kelimeleri üzerinde durulup bu kelimelerin uydurmaca kişiler tarafından uydurulmuş olduğunu da vurgular. Bunun yanı sıra millet yapan ve milleti kalkındırmanın temelinin de dil olduğunu belirtir.
Nihat Sami, Türk milletinin bu derin dil zevkine; onun yarattığı ve yaşattığı dilin mimarisine ve seslerine, her kelimede ve hatta her hecesinde saygı ve sevgi gösterecek bir dil anlayışı Türkçeyi kurtaracaktır demiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir