Eski Hastalık Reşat Nuri Güntekin

Eski Hastalık kitabının konusu itibariyle yaşadıkları çevre, almış oldukları eğitim ve kültürleri farklı olan bir kadın ve erkeğin yaşamlarını birleştirmeleri ve sonrasında meydana gelen tatsız olaylar anlatılıyor. Yaşanan olaylar aşk, evlilik, sadakat, tutku ve vefa kavramları etrafında dönüyor.

Eski Hastalık Kitabının Özeti

Eski Hastalık kitabının özeti ışığında romanın ana karakterlerinden olan Züleyha ile konuya başlamak istiyoruz. Romanın başkahramanlarından biri olan Züleyha, küçük yaşlardan beri annesiyle birlikte İstanbul’da yaşayan ve batı kültürünü benimsemiş bir ailede büyüyen bir kızdır. Eğitimini yabancı okullarda tamamlamış bulunan Züleyha’nın babası Anadolu’nun düşman işgalinden kurtulması için milli mücadeleye katılmış olan Subay Ali Osman Beydir. İstanbul’un düşman işgali altında olduğu yıllarda yaşanan olaylar, İstanbul sosyetesinin batı kültürüne uygun yaşamı tercih etmesi, Züleyha’nın da bu tür bir yaşamın daha da yaygınlaşması adına uğraş vermesi şeklinde devam ederken Milli mücadele sona erer ve Zeliha’nın babası İstanbul’a geri döner.

Milli mücadele sona ermekle birlikte Züleyha’nın babası görevi gereği yeniden Anadolu’ya gitmek zorundadır. Ancak bu gidişinde ailesini de yanında götürmeye karar verir. Fakat Züleyha İstanbul’a ve batı kültürüne uygun yaşamı tercih ederek eğitimini bahane eder ve bir süre daha İstanbul’da kalmak için babasının onayını alır. Ancak babasının sürekli ısrar etmesi sonrasında eğitimini yarıda bırakarak ailesinin yanına gider.

Eski Hastalık kitabının özeti gösteriyor ki; bu durumdan pek de hoşnut olmayan Züleyha kendisini bir müddet odasına kapatır ve kimseyle konuşmaz. Kısa bir süre sonra etrafındakilerle iletişim kursa da, kibirli davranışlar göstererek yerli halkı küçük gören hal ve hareketler gösterir. Bu tür davranışlara rağmen insanların ona değer vermesi ve saygı göstermeleri sonucunda insanlarla iletişim kurarak insan içine çıkmaya başlar. Yerli halk Züleyha’nın babasının yapmış olduğu kahramanlıkları anlattıkça yıllarca babasından ayrı kalmış olan Züleyha’nın yüreği baba sevgisiyle dolar. Bu sıralarda daha önce babasının emir subayı olarak görev yapan ve görevi sonrasında da o civarda yaşayan Yusuf ile tanışır.

Milli mücadele sırasında Ali Osman Bey yaralanmış, Yusuf onu sırtında taşıyarak ölümden kurtarmıştır. Savaş sonrasında da komutanına büyük bir saygıyla davranmaktadır. Babası henüz kendisi erken yaşlardayken vefat eden Yusuf, savaş sonrasında babasından kalan toprakları ekip biçerek geçimini sağlayan dürüst ve yüksek karakterli bir gençtir. Zeliha da Yusuf’un bu vasıflarından çok etkilenmekte, ona karşı ilgili davranmaktadır. Ancak Yusuf Ali Osman Beyin kızı olması sebebiyle Zeliha ile aynı ortamlarda bulunmak bile istemez. Yaşam bu şekilde devam ederken Zelihanın annesi yaşamını yitirir ve Zeliha hem annesinin ölümü sebebiyle, hem de İstanbul’a dönme umutlarını tamamen kaybederek üzüntülü bir ruh haliyle yaşamaya başlar. Bu üzüntülü dönemlerinde babası ve Yusuf’un annesi olan Nefise hanımın destekleriyle Zeliha’nın acısı az da olsa hafifler. Üzüntüsü azalıp kendine geldiğinde ise her şeyin boş olduğuna ve dünyada hiçbir şeyden mutlu olamayacağı gibi karamsar düşüncelere kapılır.

Bu dönemde babasının da isteğiyle Yusuf’la evlenmeye karar verir. Ancak evlilikleri kısa süre içerisinde çatırdamaya başlar. Bunun sebebi Zeliha’nın kocasını batı normlarında bir yaşam tarzına ikna çabalarıdır. Yusuf iyi bir eğitim görmüş olmasına ve oldukça varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen bu tür bir yaşam tarzını kendisine uygun görmemektedir. Ancak buna rağmen karısına olan sevgisinden dolayı ona her zaman saygılı davranmaya devam eden Yusuf, sevgisine karşılık göremediği için karmaşık duygular içerisinde yaşamaktadır. Zeliha ise yaptıkları evliliğin sadece mantık evliliği olduğuna inanarak davranışlarını değiştirmeden yaşamına devam etmektedir.

Eski Hastalık kitabının özeti şu şekilde devam eder… Bu dönemler yaşanırken Zeliha’nın babası Ali Osman Bey de yaşamını kaybeder ve Zeliha tamamen yalnız kaldığı hissine kapılır. Bir müddet daha bu şekilde yaşamalarına rağmen anlaşamayacaklarını anlayan Zeliha ile Yusuf, boşanmak için mahkemeye başvurur. Mahkeme 1 yıl süreyle evlilik birliğinin devam etmesine, bu süre sonunda yine aynı durumun devam etmesi halinde boşanmalarına karar verileceği hükmüne varır. Bunun üzerine Zeliha İstanbul’a dönerek eski tarz yaşamına kaldığı yerden devam eder.

İstanbul’un sayılı zenginlerinden biri olan dayısı Şevket beyin yanında kalan Züleyha bir erkekle birlikte araba kazasına karışarak yaralanır. Bu durum tüm gazetelerde birinci haber olarak yayınlanır. İstanbul’da büyük itibar sahibi olan dayısı, utancından İstanbul’dan İzmir’e taşınır. Bu sırada trafik kazasında yaralanan Zeliha hastanede tedavi görmeye devam etmektedir. Dayısı da gidince Zeliha artık bu dünyada tamamen yalnız kalmıştır. Zeliha yaşadığı utançtan ve tamamen yalnız kalmasından dolayı büyük bir üzüntü içindedir. İyileşip taburcu olacağı gün birinin onu almaya geldiğini duyduğunda çok şaşırır.

Eski Hastalık kitabının özeti ışığında Zeliha’yı almaya gelen artık eş durumunda bile olmayan eski kocası Yusuf olduğunu söyleyebiliriz. Yusuf onu alıp yeniden topraklarının bulunduğu Gölyüzü’ne götürmek ister. Yolculuk esnasında Zeliha’ya gayet saygılı davranan Yusuf, rahat etmesi için elinden gelen her türlü çabayı gösterir. Yolculuk sırasında yol üzerindeki sahil kasabalarına uğrayarak onu gezdirir. Zeliha kendisini Yusuf’a karşı daha önceki dönemlerden çok daha farklı bir yakınlaşma içerisinde bulur. Yusuf’un evine geldiklerinde annesi de hiç bir şey olmamış gibi davranarak Zeliha’nın gururunu kırmaz.

Aradan bir müddet süre geçtikten sonra Yusuf elinde boşanma kararıyla gelerek Zeliha’ya artık özgür olduğunu ve dilediği gibi yaşayabileceğini söyler. Mahkeme boşanmaya ve Yusuf’un bir miktar nafaka ödemesine karar vermiştir. Züleyha bunu duyunca İstanbul’a geri dönmek ister. Kendisini İstanbul’a götürecek treni beklerken yanında refakat eden Yusuf’a tüm bunları neden yaptığını sorar. Yusuf, yaptığı her şeyi babası Ali Osman beye duyduğu saygıdan dolayı yaptığını, onun adının lekelenmesine gönlünün razı olamayacağını anlatır. Artık Zeliha için İstanbul’a dönmekten başka bir seçenek kalmamıştır. Trene binerek yola koyulur.

Eski Hastalık Kitabının Ana Fikri

Eski Hastalık kitabının ana fikri, insanları birbirine bağlayan en önemli şeyin saygı ve sevgi olduğu söyler. Özellikle evlilik birliğini sürdürdüğünüz hayat arkadaşınızla aranızda bu tür bağların daha da kuvvetli olması gerekir. Aşk, sevgi, sadakat ve vefa gibi kavramlar insan ilişkilerinde büyük bir öneme sahiptir.

Kitaptaki Olaylar ve Şahısların Değerlendirilmesi

Olaylar:

Kitaptaki olaylar ve şahısların değerlendirmesi ile ilgili olarak öncelikle gerçekdışılık unsurunun bu kitapta yer almadığını söyleyerek söze başlayabiliriz. Gerçek dışı olarak adlandırılabilecek herhangi bir ögeye yer verilmemiş olan hikâye, gayet iyi kurgulanmış ve gerekli yerlerde yapılan tasvirlerle roman desteklenmiştir.

Kişiler:

Züleyha: Yersiz gururunun sebebi yabancı okullarda aldığı eğitim ve özendiği batılı yaşam tarzı olan Züleyha, çevresindeki kişi ve olaylardan çok kolay etkilenebilen bir ruh haline sahiptir. İnsanlar üzerinde otorite kurmaya çalışması ve yerli yersiz gurur yapması sebebiyle diğer insanlarla kurduğu ilişkiler başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.

Yusuf

Zengin bir ailenin çocuğu olmasına ve bir süre Avrupa’da yaşamasına rağmen alçakgönüllü bir gençtir. Milli mücadelede Fransızlara karşı savaşta yer alan Yusuf, Zeliha’nın babası Ali Osman Beye çok büyük saygı ve sevgi beslemektedir. Gelenek ve göreneklere bağlı olan Yusuf, Züleyha’ya büyük bir aşkla bağlanmasına rağmen beklediği ilgiyi göremez. Ancak Babasına duyduğu saygı sebebiyle onu utanç verici durumlardan kurtarmak ister.

Ali Osman Bey

Vatanın işgaline karşı canı pahasına savaşan ve halkın büyük saygısını kazanan bir komutandır. Savaş sebebiyle bir arada olamadığı ailesini bir araya getirmek için uğraşır ve kızının batılılaşma sevdası sebebiyle insani duygulardan kopmasını engellemeye çalışır.

Kitap Hakkındaki Şahsi Görüşler

Kitap hakkındaki şahsi görüşler kısmında bu kitabın sürükleyici bir kurguya sahip olduğunu söylemek isterim. Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in baştan sona sürükleyici bir anlatımla okuyucuya sunduğu eserlerden biridir. Türk edebiyatına ilgi duyan herkesin okumasını tavsiye ederim.

Kitabın Yazarı Hakkında Kısa Bilgi

Kitabın yazarı hakkında kısa bilgi verecek olursak; 1889 yılında İstanbul’a dünyaya gelen Reşat Nuri Gültekin, Edebiyat Fakültesindeki eğitimini bitirdikten sonra lise öğretmenliği, müdürlük, milli eğitim müfettişliği ve Paris kültür ataşeliği görevlerinde bulunmuştur. UNESCO’da Türkiye’yi temsil etme görevini de başarıyla yerine getirmiş olan yazarın hikâye, roman ve tiyatroya uyarlanmış eserlerinin yanı sıra çevirileri de mevcuttur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir