Edebiyat Anıları

Hüseyin Cahit’in anı türünde yazmış olduğu Edebiyat Anıları adlı eseri ayrıntılı ve diğer kitaplarına nazaran daha özenle yazılmıştır. Ölümüne kadar her türlü zorlukta yazmayı sürdürmüş olan bu usta yazar edebiyat ve siyaset alanlarında da öne gelen isimlerden olmuştur. Anılarından derlediği ve günümüzde ki okuyucuları için sadeleştirilerek tekrar piyasaya sürdüğü bu eser 1990’lardan günümüze kadar kültür hayatında önemli gelişmeler yaşatmaya devam etmiştir.

Kitap Hakkında Bilgi

Hüseyin Cahit’in yazmış olduğu kitap hakkında bilgi verilirken yazarın Servet-i Fünûn Topluluğunun dağılmasına kadar geçen çocukluk yıllarında ki anılarının anlatıldığı bir eser olması dikkat çekmektedir. Hüseyin Cahit Edebiyat Anıları adlı kitabını 60 yaşındayken yazmıştır.Kitap da genel olarak öne çıkan konular yazarın okuduğu kitaplar, ilk romanı olan Nadide’nin yayınlanma süreci, vatan ve özgürlük, öğrencilik dönemi, yazarlığı, Ali Kemal adında ki başka bir yazarla olan laf atışmaları ve Edebiyatı Cedide’nin kurulmasında ki çabası olmuştur.

Yazar kitap da kendi iç dünyasını anlatırken hem kendini eleştirir hem savunur, hem birilerini suçlar hem bağışlar çelişki içinde yazılan bu eser yazarın kendi gerçekliğini bulma çabasıyla oluşmuştur. Eser Rauf Mutluay tarafından 1975 yılında günümüzde ki okuyucuları için sadeleştirerek tekrar yayınlanmıştır.

Kitabın Özeti

Hüseyin Cahit Edebiyat anıları adlı kitabın da kendi hayatını anlattığı için kitabın özeti çıkarılıyorken de yazarın ağzından anlatılıyormuş gibi yazılmaktadır.

Çocukluğumda oyuncak ve oyun gibi meraklarım yoktu daha çok kitaplara meraklıydım. Okumaktan zevk aldığım ve beni daha çok heyecanlandıran kitaplar arasında Aşık Garip, Kerem Hikayeleri, Hz. Ali’nin savaş kitapları vardı. Ama bende Ahmet Mithat Efendinin yazdığı kitapların yeri ayrıydı.

Ahmet Mithat Efendinin yazdığı eserlerde sık sık küçük tartışmalara yer verirdi bu da çok hoşuma giderdi. Divan olarak da Fuzuli, Nedim ve Nabi’nin divanlarını çok severdim ama Nedimin “Sizin taptığınız tanrı benim ayağımın altında” sözü yüzünden ülke büyükleri onu cezalandırmak için canlı canlı derisini yüzmüşlerdi. Oysa ayağının altında para varmış bunu öğrendiğimde çok etkilenmiştim. Bir gün gazete okurken dikkatimi çeken olay Seyyie-i Tesamüh’ü genç bir yazarın yazmış olması oldu. Hem de Recaizade Mahmut Ekrem bu yazıya övgü dolu bir önsöz eklemişti. Bu olaydan sonra ben de yazmak istedim, kitaplarla ilgiliydim birçok şey biliyordum bende yazabilirdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir