Dün-Agota Kristof

Kısa ve kısa oluşunun aksine son derece etkileyici bir kitap. Kendi ülkesinden kaçan Tobias Horvarth’ın başka bir ülkeye sığınışını konu ediniyor. Akıcılığı ile bir solukta okunacak kitaplar arasında bu kitap başka ülkeye sığınmış bir adamın alışma sürecini, yaşadıklarını anlatıyor. Aslında biz burada bir nevi yazarın kendi yaşadıklarından esinlenerek bu kitabı yazdığını görüyoruz. Yazarımız Agota Kristof 21 yaşında iken Sovyet ordusunun Macar devrimini bastırması ile birlikte ailesini alarak İsviçre’ye sığınıyor. Kristof kitabında çok yalın bir dil kullanarak sıra dışı bir aşk hikayesinden bahsediyor.

  Karakterimiz kendi ülkesinde küçük bir köyde annesiyle yaşayan bir çocuktur. Fakat köyde annesi başka erkeklerle birlikte olarak para kazanmaktadır. Hatta her akşam başka bir adam eve geliyor, onların getirdiği çocuklarının eski kıyafetlerini giyiyor. Köydeki herkesin kötü davrandığı bu çocuğa iyi davranan tek kişi sınıf öğretmenidir ama bir süre sonra öğretmeninin sık sık eve girip çıkması ile durumlar garipleşecek ve aslında öğretmeninin babası olduğunu öğrenecektir.

Bu öğrendiklerini hazmedemeyip bir gece annesi ile öğretmeni uyurken gidip babasını yani öğretmenini bıçaklayacaktır. Bu işlediği suçtan dolayı ülkesinden kaçarak başka bir ülkeye gider. Artık ismi Sandor Lester olmuştur. Bu yeni ülkede ismi dahil geçmişi de artık değişmiştir.Bir süre yurtlarda kaldıktan sonra bir fabrikada işe başlayıp kendi hayatını kurmuştur hatta bir sevgilisi de vardır ama ilkokuldan beri unutmadığı ve bir gün bir yerlerde karşılaşmayı umduğu birisi varıdır. Bir gün umduğu gibi ismi Line olan bu kadın ile tekrar karşılaşırama Line evli ve bir çocuğu vardır. Aynı fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Tabias yani Sandor’un ilgisi tek taraflı değildir ama ne olursa olsun bu durum hayatlarını değiştirmeye yetmemiştir. İkiside kendi kurdukları hayat içinde ilerlemek zorunda kalmışlardır.

 Çocuklukta yaşadığı aşkını unutamayan ve her ilişki de bunu arayan Tabias geçmişe tıkılıp o anki yaşamından tat almayı unutuyor. Çocukluğundan unutamadığı tek şey Line değil tabi annesi ile yaşadıkları da hafızasında derin yaralar bırakıyor. Zaman bir şekilde düştü karamsarlık ile geçerken bir andan Line geçmişten çıkıp geliyor. Fakat ne Line eski Linedır ne de Tabias. Tabii Tabiasın bildiği ama Line’ın bilmediği ve öğrenemeyeceği çok önemli bir konu daha vardır. Bu ise babasının öğretmeni olmasının nedeniyle Line’nın üvey kız kardeşi olmasıdır. Bunlar bir yana dursun Tabias yaşadığı hayatın tekdüzeliği ve çalışma hayatının zorluklarından da yakınıyor. Bunu şu cümlelerinden net bir şekilde anlıyoruz. ‘’ Ne yaşam ama? Tekdüze iş, acınası maaşlar, yalnızlık.’’

Agota Kristof Kim?

 1935 yılında Macaristan’da doğmuştur Agota Kristof. 1956 yılında ise komünizm karşıtı Macarların ayaklanmasını Sovyet ordusunun bastırması ile kocası ve çocukları ile kaçarak İsviçreye yerleşiyorlar. İsviçrede fabrikada çalışmaya başlayan Agota bir yandan da Fransızca dersleri almaya başlıyor. Fransızca öğrenen Agota Fransızca kitap ve tiyatro oyunları yazmaya başlıyor. 1986 yılında ise Büyük Defter kitabı ile büyük ün kazandı bu kitabı takip eden Kanıt ve Üçüncü Yalan’ı yayımladı. 27 Temmuz 2011 yılında ise hayata gözlerini yumdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir