Cadı – Hüseyin Rahmi Gürpınar

Fikriye Hanım eşini kaybedince kızı ile dayısının yanına yerleşmiştir. Ancak Emine Hanım bundan mutlu olmamıştır. Evden göndermek için ona kısmet aramıştır ve kalem müdürü Naşit Nefi Efendi’yi buna uygun görmüştür. Naşit Efendi hakkında bazı rivayetler olmasına rağmen Emine Hanım bunu hiç dert etmemiştir. Ancak dedikodular Fikriye’nin kulağına gidince Fikriye bu olaydan caymıştır. Ancak bunun karşısında Emine ve aracılık yapan çöpçatan kadın Fikriye’yi kolayca kandırdılar.

Naşit Efendi tam bir İstanbul beyefendisiydi. Birlikte yalıda kalıyorlarmış. Yalıda Şükriye hanımın yatalak kayınvalidesi, Nesip ve Ragibe isminde çocuklar vardı. Ayrıca yalıda hizmetçi İrfan kadın da vardı. Bir gün çocukların yanında şekerlemelere dikkat edince çocuklara bunu sormuştu. Çocuklar da cadı annenin getirdiğini söylemişti. Bu yüzden bu söylentilere tekrar kafayı takmıştı Şükriye Hanım. Emektar hizmetli İrfan Hanım ile konuşan Şükriye Hanım, cadı annenin rahmetli Binnaz Hanım olduğunu öğrendi. Bu yüzden Şükriye Hanım, Naşit Efendi ile konuşma gereği duymuştu. Ancak Naşit Efendi bu konuya tamamen mantıklı bir şekilde bakmıştı.

Fakat bir gün Naşit Efendi cebinde bir not bulmuştu. Ve bu not Binnaz Hanım’ın el yazısı ile yazılmıştı. Bir medyum ile görüşmeye karar veren çifte medyum çok güçlü bir cadı olduğunu ve kendisinin bu yüzden bir şey yapamayacağını söylemişti. Bunun üzerine de cadı ne istiyorsa onun yapılmasını önermişti. Bu olaylar üzerine Şükriye adamdan boşanmak istedi.. Daha sonra babası bir silah alarak Şükriye’nin kocasıyla yaşadığı evine gelmişti. Çocukları dövmesini ve bu cadı olayını artık bitirmek istemişti. Şükriye’de babasının bu isteğini yapmış ve çocukları tokatlamıştı. Ancak bu işe yaramamıştı. Çünkü cadı Şükriye ve babasının tam karşısında görünmüştü. Bunun üzerine Şükriye boşandı. Fikriye evlenmekten vazgeçti ve Naşit Efendi de evlenmek için hiçbir aday bulamadı kendisine. Çünkü dedikodular doğruydu.

Bu dedikodular bu kadar güçlü bir şekilde etkisini gösterdikten sonra artık ortada ne cadı ne de mektuplar vardı. Biraz zaman geçtikten sonra bir zarf geldi. Mektupta aslında cadının Aramdil Hanım olduğunu söylüyordu. Çünkü Aramdil Hanım ve Binnaz Hanım ikisi çok yakın arkadaştı ve hangisi önce ölürse çocuklarını koruyacaktı. Bu yüzden de Aramdil Hanım tüm bu oyunları çocuklar için oynuyordu. Gerçekler ortaya çıksa bile Naşit Efendi hayatı boyunca yalnız bir şekilde yaşadı ve kendine hiçbir eş bulamadı.

Kitap Yazarı Hakkında Kısa Bilgi

Kitabın yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar 1864 yılında İstanbul’da doğdu. Henüz üç yaşında ölünce de Girit’te babası ile yaşamaya devam etti. Mekteb-i Mülkiye’yi geçirdiği ciddi rahatsızlık yüzünden bıraktı. 1887 yılında Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazılarını halk ile paylaştı ve ayrıca başka gazetelerde de yazılar yazdı. Yapıtlarında genellikle aile geçimsizlerine, töre yaşantılarına ve batıl inançlarına değindi. Bu yazılarında sade bir dil kullandığı için de halk tarafından her zaman iyi anlaşılmıştır. Başlıca eserleri ise Gulyabani ve Şıpsevdi’dir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir