Budala – Fyodor Dostoyevski

Konusu

Prens Mışkin romanın ana karakteridir ve sara hastalığı vardır. Tedavisi İsviçre’de yapılmaktadır. Prens Mışkin İsviçre’den döndüğü sırada elinde bulunan tek şey giysi çıkınıdır. Prens Mışkin’in hayatı, kendi iç dünyasındaki daldığı hayallerle geçer. Hiç kimse ile hiçbir biçimde alışveriş yapmaz. Prens Mışkin’in elinden sevmekten başka hiçbirşey gelmez ancak budalalık sınırlarını da zorlayan bir seviyededir. Zekası gerçekten mükemmeldir. Etrafındaki insanlar onu her zaman yadırgamışlardır. Fakat çevresindeki hiç kimse onsuz da yapamaz. Budala kitabının yazarı olan Fyodor Dostoyevski de bir sara hastasıdır. Bu vesile ile de Prens Mışkin’e kendisinden pek çok şey katmıştır. Ve sonradan anlaşılır ki aslında Dostoyevski, Prens Mışkin’e anıları olarak kendi anılarını verir. Bunu anladığımız bölüm aslında kitabın içerisinde yer alır. Kitapta, siyasi görüşünden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adam vardır. Bu olay aslında Fyodor Dostoyevski’nin kendi başından geçen bir olaydır. Budala romanı bir aşk romanı olup, Fyodor Dostoyevski’nin de yazmış olduğu ilk büyük aşk romanıdır.

Özeti

Sara hastalığı olan Prens Mışkin, İsviçre’de kliniği bulunan Doktor Şnayder’in kliniğine yatar. Prens Mışkin sara hastalığından dolayı çok fazla acılar çeken bir adamdır. Sürekli sara nöbetleri geçirir. Nöbet geçirmesinin bir yan etkisi olmuştur ve Prens Mışkin geçirdiği nöbetlerin sonunda artık budalalaşmaya başlar. Prens köydeki çocukları çok sever. Bu sebeple de köydeki çocukların gönüllerini alan Prens Mışkin yavaşça iyileşmeyi hızlanır. Prensin köyde aşık olduğu genç bir kız vardır. Bu kızın annesinin vefatından sonra lanetlenmiş olmasından dolayı da, köy halkı Prens Mışkin’i ayıplanır. Hastalığından dolayı İsviçre’de tedavisi 3 sene süren Prens Mışkin, 3 senenin sonunda çektiği acılar ile Rusya’ya döner.  Rusya’ya döndüğünde ise soyundan olan son birey ile tanışmak ister. Soyundan olan bireyin evine, onunla yaşayan bir de Ganya vardır. Bu vesile ile Prens, Ganya ile d tanışmış bulunur. Ganya da Prens’e Nastasya’nın bir portresini gösterir. Bu andan sonra olanlar olur ve Prens Mışkin, Nastasya’ya vurulur. Nastasya’yı ne pahasına olursa olsun aramaya çıkan Prens, onu bulur. Bulduğunda da ona evlenmek teklifi eder. Bunalımlı bir dönem geçriren Nastasya da o an teklifi kabul eder gibi yapar fakat sonuç olumsuzdur. Nastasya, Rojo Jin adında bir adamla evlenir. Fakat bu evliliği yaptıktan sonra Prens Mışkin’e kaçan Nastasya ona da daha fazla dayanamaz ve tekrar geldiği gibi geri gider. Bu sırada Moskova’da olan Prens Mışki, Nastasya’yı bulabilmek için Petersburg’a gitme kararı alır. Fakat bu aramadan kimseye haber vermez. Bu zamanlarda Prens Mışkin birtakım partiler verir. Bu partiler bazı özel günlerde olur ve kitapta yer verilen karakterlerin hepsi bu partiye davet edilir. Davetliler arasında Aglea adında bir kadın, Prens Mışkin’e “Yoksul Şövalye” lakabı takar ve öyle seslenir. Aglea Prens Mışkin’i deliler gibi sever. Aglea ile Prens Mışkin aralarında sürekli mektuplaşırlar. Sonunda Prens Mışkin ve Aglea nişanlanma kararı alırlar.

Böylece Prens Mışkin, Ganya’nın ikinci defasında sevdiği kadını elinden alır. Fakat Prens Mışkin bu nişandan vazgeçer ve nişanı bozar. Nastasya ile evlenmeye kararlıdır. Ancak bu kararı ne kadar vermiş olsa da Aglea’yı da hala çok sevdiğini bilir. Nastasya ile evlenecekleri sırada Rojo Jin ortaya çıkar ve Nastasya’yı sessiz bir şekilde alır ve gider. Prens Mışkin bu duruma bir tepki veremez ve sakince karşılar. Nastasya’yı alıp giden Rojo Jin, Nastasya’yı Petersburg’ta öldürür. Bu olanları Prens Mışkin, Petersburg’a geldiği sırada öğrenir ve yeniden sara krizleri başlar. Krizlere giren Prens Mışkin yeniden budalalaşmaya başlar. En son Prens Mışkin yeniden Doktor Şnayder’in İsviçre’deki kliniğine yatar. Aglea o sırada Polonyalı olan Cout ile evlenir. Rojo Jin ise işlediği suç gerekçesi ile 15 yıl süre ile İsviçre’ye sürülür.

Ana Fikir

Kitapta vurgulanan en büyük şey asıl olan sevgidir. İnsanların sevdikleri kişiye duydukları sevginin ne pahasına olursa olsun yollarından vazgeçemeyecekleri bir kavram olduğu anlaşılır. Ve seven insan için sevdiği kişi o kadar değerlidir ki, onları kaybetmeye asla tahammül dahi edemezler. Kitapta da anlatılan aslında Fyodor Dostoyevski’nin kendisinden bir şeyler kattığı Prens Mışkin gibi. Budala dünya edebiyatı için de önemli bir eserdir.

Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi

Prens Mışkin: Kendi iç dünyasının hayallerine dalıp orada yaşayan bir adamdır. Hiç kimseye somurtmaz ve hep güler yüzlüdür. İnsanları sevmekten başka hiçbirşey yapmayan bir prentir. Budalalık seviyesi de oldukça yüksektir.
Şnayder:
Kendisini ispat etmiş çok değerli bir doktordur. Prens Mışkin’in kurtulması için yapabileceği her şeyi ortaya koyan bir adamdır. Prens Mışkin’in hastalığımdan dolayı yardım istediği doktordur.
Aglea:
Prens Mışkin’i çok seven ve onu kaybetmemek pahasına her şeyi göze alabilen oldukça alımlı ve güzel bir kadındır.

Kitap Hakkındaki Şahsi Görüşler

Bir Fyodor Dostoyevski klasiği olarak son derece akıcı bir kitaptır. Okuyucuyu kitaba kilitleyen ve son derece kaliteli bir anlatım vardır. Anlatım yönünden gerçekten üst düzey bir kitaptır.

Yazar Hakkında Kısa Bilgi

Rus edebiyatının en büyüklerinde biri olan Fyodor Dostoyevski, 1821 yılında Moskova’da doğar. Orta sınıf bir aileye sahiptir. Babası yoksullar hastanesinde bir cerrah doktordur. Dostoyevski ilk eğitimini aile içinden alır. 17 yaşlarında askeri akademide eğitime gitmiştir fakat ağır disipline alışamadığı için bırakır. Norodniklerin siyasi görüşlerini benimser. 1849 yılında idam cezası hükmü giyer. İdam cezasının sürgüne çevrildiğini idam sehpasına geldiğinde öğrenir. Sürgün cezasının Sibirya’da olmasından dolayı, orada oldukça zor günler geçirmiş ve ölümden döner. Sibirya’da sürgünde iken siyasi görüşleri temelden farklılaşır. Kişiliğini çok derinden etkileyen epilepsi nöbetleri bu sırada başlar. Artık Fyodor Dostoyevski eserlerinde mistik bir dünya görüşü ile karşımıza çıkar. Bugün kitapları dünyada en fazla satan yazarlar arasındaki Fyodor Dostoyevski, 1881’de geçim sıkıntılarından dolayı vefat etmiştir. Kitapları hala satış ivmesini düşürmemiş olup, bütün kitapçı raflarında hala en çok göze çarpan raflarda yerlerini alır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir