Bir Yazın Tarihi- Halit Ziya Uşaklıgil

Konusu

Bir gencin aradan geçen dört yılı aşkın süredir bir taşrada mühendislik yapar. Yazın kavrulan sıcağında dinlenmek adına tatil için bir akrabasının misafirliğine İstanbul’a gider. Ve İstanbul’da ziyaret ettiği akrabasının genç kızına aşık olmasıyla başlar.

Özeti

Hasan, üniversitedeki eğitim hayatını bitirdikten sonra mesleğini icra etmek adına taşrada çalışmaya gider. Burada geçirdiği uzun süren 4 yıldan sonra yorulduğunu fark eder. Bu kadar emeğin karşılığını bir tatille taçlandırmak isteyen Hasan, İstanbul’da uzun süredir ziyaret edemediği hısımları görmeye karar verir. Akrabasının yanına vardığında evinde kendisini karşılayan manzara karşısında nutku tutulur. Akrabasının evinde beş tane kız vardır. Hasan evdeki tek misafir olmadığını anlar.  Hasan onları en son üniversite eğitimine başlamadığı dönemlerde gördü. Sonradan okul ve iş sebebiyle onları ziyarete gelmedi. Onların en son hallerini yani daha çocukluklarını hatırlıyordu. Şimdi ise hepsi serpilmiş, alımlaşmış ve güzel genç kızlar olarak karşısında durur. Bu genç ve güzel kızların adları Nevin, Güzin, Aliye, Samiye ve Meliha’dır. Kızların hepsinin kendilerine has duruşları ve farklı görünümleri vardır. Hasan eve geldiği andan itibaren kendisini gayet samimi bir ortam karşılar. Kızlar Hasan’a yol yorgunluğu olduğundan ve sohbet etmek açısından odasını hazırlamada özverili bir şekilde yardımcı olurlar. Hasan kızları incelerken gayet mutlu ve şen şakrak bir şekilde hayatlarını sürdürdüklerini görür. Yalnızca bir detay gözüne ilişiverir. Kızlar bu kadar hayatlarından memnunken Meliha’nın içine kapanık ve sürekli yüzünde ağlayacakmışçasına bir ifade vardır. Meliha’nın yüz ifadesi her daim bitkin ve çöküktü. Meliha diğer kızlardan yaşça büyüktü fakat bu yüz ifadesi ve tavırları ile arasında en küçük o kalıyor.

Hasan, tatilini kalacağı zamandan daha da uzun bir süreye attıkça evin kızlarıyla olan muhabbeti giderek koyulaşır. Kendini olduğundan daha değişik duygular içerisinde bulmaya başlar. Bu duygu aşktır. Fakat bu genç kızlardan hangisine aşık olduğunu duygusallığından ötürü anlamada güçlük çeker. Hasan bu duygu karmaşasından ötürü kendisini bitkin hissetmeye başlar. Nasıl bir yol izlemesi gerektiğine karar veremez.

Bazı geceler kızlar kendi aralarında eğlenmek adına kimi çalar kimi söyler. Bu gecelere Hasan’ı da davet ederler. Hasan yine böyle eğlendikleri bir gecede Meliha’nın elindeki uda takılmıştır. Hasan’ın sevdiği müzik aletlerinden biri de ud idi. Meliha’nın da bu eğlencenin içerisinde olmasından çok keyif alıyordu. Yalnız Meliha yine aynı surat ifadesiyle ortamdan zevk almıyor gibi duruyor. Bu durum Hasan’ı da etkiliyor ve onun adına üzülüyordu. Hasan daimi olarak Meliha ile iletişime geçmeye çalışsa da Meliha ondan kaçmaktadır.

Hasan, aradan geçen onca zamandan sonra kime aşık olduğuna karar verir. Bu sürekli olarak arayıp durduğu kız Meliha’dır. Bunu anladıktan sonra sürekli olarak Meliha’yı incelemeye odaklanır. Fakat Meliha o solmuş ve acı çekiyormuş gibi olan görünümü ile Hasan’dan sürekli kaçar.

Hasan bir gün yalnız kaldıkları anı fırsat bilip Meliha’ya duygularını ifade eder. Meliha ise bunun aşk olmadığını ve derhal evden gitmesini ister.

Bir gece kızlar aniden Hasan’ın yanına gelip Meliha’nın rahatsız olduğunu söylerler. Hasan koşar adımlarla Meliha’nın yanına varır. Meliha her zamanki gibi olan suratındaki ifade ile yatakta uzanmaktadır. Hasan cesaretini tekrardan toplayarak Meliha’ya aşık olduğunu söyler. Mehila bu durumdan oldukça mutlu olmasına rağmen kendi kafasında kurduğu düşünceler sebebiyle bulundukları evden gitmesini ister. Hasan, aşkının son ricasını yerine getirmek amacıyla, kalbinde oluşan ince sızıyla evden gitmenin yolunu tutar.

Kitabın Ana Fikri

Farklı zamanlarda karşımıza çıkan her insanı bize sevgili olabilecek insan yanılgınsa düşülmemeli. Gerçek sevgiyi doğru insanda ve doğru zamanda gelmesini beklemeliyiz.

Kitaptaki Olayların Ve Şahısların Değerlendirilmesi

Hasan:Yaşı yirmi beş olan, yüksek öğretimini bitirmiş genç bir mühendistir. Duygularını yoğun yaşayan, kendine dönük ama zamanı geldiğinde gayet başarılı bir şekilde iletişim kurabilen bir insandır.

Güzin:Saçlarıgüneş gibi sarı, gözleri ela, aksi ve çabuk sinirlenen bir kızdır.

Nevin:Saçları sarıdan dönme kumral, gözleri ela ve saldırgan bir yapısı vardır.

Aliye:Selvi boylu, ılımlı bir insandır.

Samiye:Boyu normalden biraz kısa, hafif de kilolu bir kızdır.

Meliha:Boyuhafif uzun, sevecen bir kızdır.

Kitap Hakkındaki Şahsi Bilgiler

Kitap etkileyici bir aşk hikayesinden bahseder. Aşkı okuyarak yaşamak isteyenlerin seveceği bir kitaptır.

Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi

Halit Ziya Uşaklıgil, 1867 yılında Türkiye’nin gözde şehri olan İstanbul’da dünyaya geldi. İlköğrenimi Mahalle Mektebi’nde bitirir. Bu okuldan mezun olduktan sonra Fatih Rüştiyesi’nde eğitimine devam eder. Babasının sürdürmekte olduğu tüccarlık işi bozulduktan bir süre sonra, 1879 yılında babası aileyi İzmir’e götürür. Uşaklıgil, burada da kendini geliştirmek adına Fransızca öğrenmeye başlar. Aynı zamanda Fransız eserlerini dilimize çevirir. 1884 yıllarında yaptığı eserleri göstermek ve kendini halkına tanıtmak adına ilk dergisi olan Nervuz dergisini çıkartır. Bu dergiden sonra da Hizmet dergisini çıkartır. Yazdığı ilk romanları tanıtmak adına da bu dergilerde konu aldı.

Uşaklıgil, 1896 yılında kendine yakın gördüğü Edebiyat-ı Cedid grubuna katılarak Servet-i Fünun dergisinde kendisine nam sağlayan eserlerini yayınlar. Halit Ziya, Edebiyat-ı Cedide’nin sanat anlayışı yönünde alışılmadık bir dil oluşturmak adına çaba sarf eder. Osmanlıca da dahi olmayan Farsça ve Arapça sözcükler bularak Türkçede bulunmayan kurallarla tamlama oluşturarak halk dilinden çok farklı, gösterişli yapmacık bir dil kurar. Daha sonraki zamanlarda bu dilin çok ağır olduğunu fark edip daha sade bir dil kullanmaya başlar. Uşaklıgil, batılı anlamında Türk romanının lideri olur. Yine doğduğu şehir olan İstanbul’da 1945’te hayata gözlerini yumar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir