Bir Devrin Romanı – Halide Nusret Zorlutuna

Konusu

Bu kitapta yazar Halide Nusret  Zorlutuna yaşamındaki otuz, otuz beş senesini ele alır. Bu kitabında hayatından anlatmak istediklerini alt başlıklar halinde yalın ve anlaşılır bir kalem ile ele alır ve okuyucusuna aktarır.  Bazı zamanlarda okuyucusuna hitap ettiği kısımlara da bu kitapta rastlanır.

Özeti

Yazar anılarına ilk olarak annesinden almış olduğu Arapça dersi ile başlar. Annesinin adı Ayşe Nazlı Hanımdır. Ayşe Nazlı Hanım çocuğu üzerine çok titreyen ve onu çok önemseyen bir kadındır. Kültürlerine bağlı, otoriter ve gelenekçi bir yapıya sahiptir. Ayrıca Ayşe Nazlı Hanımın eşi de vardır ve adı Avnullah Beydir. Avnullah bey Sinop zindanlarında ömür boyu ceza almıştır ve müebbet kürek mahkumu olarak ceza hükmü giymiştir. O vakitler ailelerinin reisi Hancı Hüseyin Hüsnü Bey’dir. Bir süre sonra dedesi yaşama veda eder. Bunun üzerine babası Avnullah Bey sürgünden döner. Sürgünden dönen Avnullah Bey halkın gözünde Kahraman-ı Hürriyet yani halk kahramanı olarak görülür ve öyle karşılanır. Gelmesinin üzerine bir süre geçmesinin ardından bir siyasi parti kurar. Kurmuş olduğu bu parti dönemim İttihak ve Terakki Cemiyeti’ne karşı bir muhalefet parti olarak karşımıza çıkar. Babası tarafından kurulan bu muhalefet parti İttihak ve Terakki Cemiyetinin hiç istediği gibi değildir ve işine gelmez. Bundan dolaydır ki babasına suçlamalar ve iftiralar atılmaya başlanır. Dönemin Sadrazam’ı ona siyasi kariyerini bırakması için teklifler ile gelir.

Ona siyaseti bırakmasına karşın memuriyet teklifinde bulunulur. Annesi ve babası Hüseyin Hilmi Paşa tarafından gelen ısrarlar sonucu, babası teklifi kabul eder ve Kerkük mutasarrıflığına atanır. Kerkük’e giderken Kerkük yolunda kışkırtmalar ve iftiralarla karşı karşıya kalan adamcağız sonucunu linç tehlikesi ile burun buruna gelir. Babası Kerkük’e güç bela gider. Memuriyetindeki görevinde göz doldurucu bir başarı sergileyerek şehre huzur ve refah ortamı oluşturur. Ayarıca bunun üzerine bir de çocukları olur. Ancak bu doğan çocuk kısa süre içerisine yaşamını yitirir ve hayata gözlerini yumar.. Bunun üzerine Avnullah Bey eşkıya reisinin üzerine Jandarma kuvvetlerini gönderir. Çıkan çatışmada Jandarma kuvvetlerinden bir er şehit olur. Bu olayın üzerine Avnullah Bey memuriyet görevinden ihraç edilir. Soluğu İstanbul’da geçirecek olan aile uzun bir yoluculuk ertesinde İstanbula varır. Yazar Halide Nusret’in edebiyata olan tutkusu çok küçük yaştan beri vardır. Ancak yazardaki bu edebiyat tutkusu İstanbul’da oldukça üst düzeye ulaşmıştır. Öğrenimine Eren Köy Lisesi’nde başlar. Tam da o sıralarda Çanakkale Savaşı yurtta cereyan etmektedir. Bu savaşın zorluklarını yaşayan babası Avnullah Bey kırk dokuz yaşında hayatına veda etmiştir.
Yazar, bir derginin düzenlediği edebiyat yarışmasında; yazdığı bir nesir ile birinci gelir. Bu başarısının üzerine yazarın içindeki yazma tutkusu adamakıllı artmaya başlar. Üstelik arkadaşları ona Şaire diye seslenir ve arkadaş arasında kısa süre içerisinde ünlenir.
Yazar Mondros ateşkes antlaşması ile yurdun düşmanlar tarafından işgal edilmesini oldukça dramatik bir biçimde ele almış ve ifade etmiştir. Öğrenim hayatını bitirip tahsilini eline aldıktan sonra yazar, öğretmenlik yapmaya başlar. Yazar tam bir öğretmenlik aşığıdır. Bu aşık olarak icra ettiği mesleğini otuz beş yıl boyunca sürdürür. O zamanlardaki bir şaire olan Şukufe Nihal ile oldukça sıkı bir dostluğu vardır. Edebiyat konusunda birbirleri arasında sürekli fikir alışverişi yaparlar.

Yazar kitabında ondan evlenmek isteyen erkeklerden de bahseder. Kitapta Yunanlıların İzmir’e çıkması ile Türk milletinin ümitsizliklerine değinir iken, o sıralarda yurtta bulunan azınlık halkın ahlaksızlıklarından da bahseder. Bu sıralarda birbirinden farklı dergilere şiirler ve sahne oyunları yazar. Yazarın şairlerden oluşan oldukça geniş bir arkadaş gurubu da vardır. Ara sıra toplantılar düzenlerler. Bu toplantılarda birbirleri arasında edebi konuların yanı sıra milletin geleceği konusuna da değinerek bir tartışma ortamı oluştururlar. Vala Nusrettin ile derin bir dostluk kurarlar. Yakup Kadri ile Rıza Tevfik, Orhan Seyfi Orhon ve Ahmet Haşim ile tanışırlar ve aralarında sürekli yazışırlar. Yazarın arkadaşlarından Vala Nusrettin, Faruk Nazif ve Yusuf Ziya Ortaç Anadolu’da gerçekleşmekte olan direniş hareketlerine mektup ile çağırılır. Fakat yazar ailesini bırakamadığından dolayı onlara eşlik edemez. Türk askeri Rafet Paşa komutanlığında, 6 Ekim 1923’de İstanbul’a girer. Böylece vatan kurtulur.

İkinci Bölüm

Yazar bu bölümde özellikle meslek hayatındaki deneyimlerinden ve anılarından söz eder. Ankara’da öğretmenlik isteyen yazarın Edirne Kız Öğretmen Okulu’na tayini çıkar. Orada oldukça sevgi ile karşılanan yazar öğretmen ve öğrenciler ile sıkı bir dostluk kurar. Kitabın bu bölümünde öğrencilerine karşı memnuniyetinden oldukça söz eder. Edirne’de geçen öğretmenlik görevi kendisi için oldukça keyifli ve zevkli geçer. Bu sırada arkadaşları ile mektuplaşmadan da geri kalmaz. Reşat Nuri ile edebiyat konularından sözü açarak birbirlerine mektuplar gönderirler. Bir vakit amcasının hastalanmasının üzerine yazarın İzmir’e gitmesi gerekir ve İzmir’e gider.

İzmir’e gittiği sırada amcasının oğlu olan Necati ile evlenenin eşiğine gelen yazar bu eşikten son anda döner. Edirne’ye geldiği sırada ise mesleği açısından bir takım incelemeler de bulunabilmek için toplam yirmi beş kişi ile oluşturulmuş bir heyet eşliğinde Bulgaristan’a giderler. Yazarın evlenmiş olduğu Aziz Bey bir süvari zabiti görevindedir. Kendileri birliktelikleri boyunca mutlu bir yaşam sürer. Yazar evlendiği eşi Aziz Bey ile tayinlerini isterler. Tayinleri kabul edilen çift İstanbul’a dönerler. Yazar öğretmenlik görevine İstanbul’daki İstanbul Kız Meslek Lisesi’nde devam eder. Ve bunun üzerine yazar kitaptaki hatıralarına 1929 yılında son verir.
1930 senesinden sonra yazar, kocası Aziz Bey’in tayininin çıktığı yere beraber gider. Karaman, Kırklareli, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Sarıkamış, Kırklareli gibi yerlere beraber gitmişlerdir.
Kitabın sonlarında yazar, anılarından ders çıkarılmasını ister ve gelecek için daha çok çalışılmasını ister.

Ana Fikri

Kitaptan çıkarılabilecek ana fikir, kaşımıza çıkan zorluklara karşı göğüs germek ve çıkan bu zorlukların karşısında direnç göstermek ve yılmamak olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir