Benim Hüzünlü Orospularım Kitap Özeti ve İncelemesi

Latin Amerika’yı düşününce hepimizin aklına, ilham verici bir mimariyle inşa edilmiş sokaklar, birbirine çok yakın evler, aynı oranda birbirine yakın ve sıcak insanlar, bunun bir yansıması olarak da hareketli figürlere sahip danslar gelir. Salsa, rumba, tango, çaça ve bachata gibi dansların kökenini aldığı, müziğiyle Dünya’nın her yerinden insanların beğenisini kazanan bu bölgenin edebiyat dünyasına verdiği katkı da, en az diğerleri kadar önemlidir. Bu katkıyı sağlayan ve gözümüzdeki Latin Amerika imajını besleyen yazarlardan birisi de, Kırmızı Pazartesi ve Benim Hüzünlü Orospularım eserleriyle bildiğimiz Gabriel Garcia Marquez ya da Latin Amerika’da bilinen adıyla Gabo’dur.

1927 yılının sıcak bir Mart gününde, Kolombiya’nın Aracataca şehrinde dünyaya gelen GabrielJosé de la Conciliación García Márquez ya da hepimizin bildiği adıyla Gabriel Garcia Marquez, edebi yeteneğiyle küçük yaşta dikkat çekmeye başladı. Montessori adı verilen ve bugün de kullanılan alternatif eğitim sistemiyle ilk öğrenimini tamamlayan Marquez, sonrasında Barranquilla şehrinde resmi eğitime başladı. Genç yaşta edebi yeteneğiyle sivrilen ve atletik becerileri neredeyse hiç önemsemeyen yazara, okul arkadaşları, ‘’yaşlı’’ anlamına gelen ‘’el viejo’’ lakabını taktılar. Hayata karşı bu bakışını ve yaşam biçimini sanatına da yansıtan sanatçı, ‘’büyülü gerçekçilik’’ akımının en önemli temsilcilerinden birisi olarak kabul edilir ve kazandığı haklı ününü korur.

Özet

Yazarın son romanı olan Benim Hüzünlü Orospularım, 90 yaşındaki bir emekli gazeteciyle 14 yaşındaki bir çocuk arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Dili, üslubu, olay akışı ve konunu kendisi itibarıyla oldukça tartışılan eser, edebi dili açısından yazarın yaratıcısı olduğu büyülü gerçekçilik atmosferini içeriyor.

Kırmızı Pazartesi ve Kolera Günlerinde Aşk gibi romanlarında hem klasik hikaye anlatma tarzını yıkan, hem de sosyal dokuyu başarıyla yansıtmayı başaran yazar, yeteneğinin karşılığını, aralarında Nobel Edebiyat Ödülü de olan, birçok edebi ödülü kazanarak aldı. Sosyal ve siyasi yaşamdan da bolca etkilenen ve bu etkileri eserlerine yansıtan başarılı sanatçı, 2014’teki ölümünün ardından da, 20. ve 21. yüzyıl edebiyat ve sinemasında yarattığı etkiyi göstermeye devam etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir