Ahmet Haşim – Bize Göre Kitabı Konusu ve İncelemesi

Ahmet Haşim – Bize Göre eserinde senelerdir görülen batı kültürünün yerli halkımız üzerinde bıraktığı olumsuz ve yıkıcı etkiyi, günlük hayatın içerisine yerleştirerek okura aktarmaya çalışmıştır. Eser içeriğinde değinilen batı kültürünün olumsuz etkisinin okuyucuya sert ve keskin bir dil ile anlatılmak yerine daha yumuşak hatta mizahi bir dil aracılığı ile aktarmıştır. Ahmet Haşim’in nesir yazılarının toplandığı bir eser olan Bize Göre, Türk Edebiyatına en eşsiz ve orijinal üslup olması ile adını yazdırmıştır. Ahmet Haşim – Bize Göre incelendiği takdirde görülen oldukça kibar, zarif, usta bir sanat ile işlenmiş cümlelerin yanında ayrıca şiirsel bir dile sahip olması, okurların ilgisini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Kitap Hakkında

Yazarın en önemli eserlerinden biri olan kitap hakkında bildiğimiz, eserin iki farklı bölümün birleşmesi ile meydana gelmiş olmasıdır. Eserin bölümlerini Bize göre ve Bir Seyahatin Notları oluştururken aynı zamanda okura hem sosyal çevre hem de psikoloji gibi birden fazla konuyu ele alarak değerli mesajlar vermeyi amaçlar. Eserin bir bölümü olan Bir Seyahatin Notları kısmında Haşim’in çoğunlukla Paris’e yaptığı seyahat üzerine yazdığı metinler yer alır.

Bu bölümde yer alan metinler incelendiği takdirde görülen usta, seçkin ve oldukça başarılı bir dil ile yazılan metinler yazarın alanında ki ustalığını kanıtlar niteliktedir. 1921 yılında eserlerini nesir olarak yazan Haşim’in ilk yazdığı nesirlerini toplamış olduğu Bize Göre kitabında 42 adet fıkra yer almaktadır. Ahmet Haşim – Bize Göre sosyal, kültürel, sanatsal olarak birçok konuya değindiği ve bu konuları gündelik bir dil aracılığı ile okura aktardığı için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 100 temel eser içerisinde yer almaya hak kazanmıştır.

Kitabın Özeti

Yazarın hayatında ve Türk Edebiyatı’nda büyük bir yere sahip olan kitabın özeti her deneme de farklılık gösterdiği için her bir denemenin özeti kendine aittir.  Örneğin yazar ‘’Sinema’’ adlı denemesinde boş vakitlerini sinema da geçirmekten zevk aldığını ve aynı zamanda sinemanın onun ruhunu dinlendiğinden bahseder. Kitapta bulunan Leylek adlı denemede ise yazar İstanbul gibi büyük bir şehirde daha hiç leylek görmediğini ve bir gün omzuna konan leyleğe karşı duyduğu şaşkınlığı anlatarak leyleğe ait birkaç özellikten bahsediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir