Ahmet Hamdi Tanpınar – Sahnenin Dışındakiler

Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur ve Mahur Beste ile beraber oluşturduğu nehir roman serisinden biridir. Yazarın bu üç romanı da tam olarak Milli mücalede yıllarında geçer. Sahnenin Dışındakiler isimli bu roman ilk olarak 1950 senesinde Yeni İstanbul gazetesinde bölümler halince yayımlandıktan sonra ve Ahmet Hamdi Tanpınarın vefatından on bir yıl sonra 1973 senesinde basılmıştır.

Eser sahnenin dışında kalan İstanbuldakiler  dediklerimiz ile Anadoluda hala sürmekte olan Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatmaktadır. Sahnenin dışında kalan İstanbul aydınları işgale uğramış olan ve yaşayan halkın, birbirinden farklı kesimlerindeki vatandaşların farklılaşan hayatları ve mücadelete katılanların durumunu karşımıza sunmaktadır. Bu eserde Ahmet Hamdi, Milli mücadele zamanı İstanbulunu yaşanan olayları, siyasi meseleleri bizzat gözler önüne sermiştir. Eserde Sahnenin dışı denilen yer İstanbul olmakla birlikte, Sahnenin dışındakiler ise de Kurtuluş Savaşının gerçekleştiği Anadolu ve Kuva-yı milliyeciler olmaktadır. Eser Milli Eğitim Bakanlığı(MEB) tarafından 100 temel eser listesine dahil olmuş ve okullarda okutulması tavsiye edilmiştir.


Romanın konusu 1920 yılında başlamıştır. Cemal adında bir genç, üniversite okuyabilmek için İstanbul’a gelmiş ve yakından akraba olduğu Behçet beyin evine gitmeyi düşünüyordur. Daha yoldayken bir anda yaşamış olduğu şehrin altı yıl içerisinde ne kadar da çok değiştiğini fark eder. Çocukluğunun geçmiş olduğu bu şehiri Fransız, İngiliz ve İtalyan askerleri işgal etmiştir. Cemal bir sürü tarihi yapının artık eski yerinde olmadığını görür ve onların işgalci aslerler tarafından yıkıldığını öğrenince çok üzülür. Mahallesini çok merak ediyordur. Bu yüzden de ilk olarak o mahalledeki evlerini görmeye karar vermiştir. Mahallelerinin adı Elagöz Mehmet Efendidir. Mahallesine geldiği vakit eski günlerini hatırlar.Tam altı yıl önceki yaşantısınu hatırlar.

 O sıralarda Vefa Lisesinde öğrenimini sürdürmektedir. Bir de komşularının kızı vardır. Adı Sebiha. Cemal Sebihayı içten içe sevmektedir. Sebihanın aile yaşantısı oldukça huzursuzdur. Dolayısı ile Sebiha oldukça hassas ve kırılgan bir yapıya sahiptir. Sebihanın babası, karısının tüm mirasını zevki ve eğlencesi ile tüketmiş, kelimenin tam anlamıyla sorumsur bir herifin tekidir. Dolayısı ile babası, annesinin bütün hayatını bizzat mahvetmiştir. Sebiha bu durumdan fazlaca etkilenmiş durumdadır.  O sıralarda da Cemalin hayatında büyük bir değişiklil baş gösterir. Avrupadan yeni dönen İhsan ile tarih, sanat ve edebiyat alanlarından sohbetler ederler. Hatta İhsan belli bir süre geçtilkten sonra okulda Cemalin derslerine de girmeye başlamıştır. Cemal, İhsanın kültürüne ve bilgilerine hayranlık duymaktadır.

Osmanlı devletinin o zamanki durumlaru, Türkçülük ve ülkenin geleceği gibi önemli konularda İhsan, Cemalin fikirkerini önemli ölçüde etkileyebilmektedir.  Aradan biraz zaman geçtikten sonra mahallede bir gelişme daha olmuştur. Bu mahallede uzun süredir ikamet etmekte olan Kudret Bey, İtalya konsolosluğunda icra ettiği görevi sona ermiş ve mahalleye geri dönmüştür. Bu zamandan sonra Kudret Beyin, Cemal ve Sabiha’nın hayatındaki bütün gelişmelerde çok önemli rolü vardır.

Sabiha şu sıralarda batılı kadınlara özenmektedir ve onlar gibi özgür olabilmenin hayalini kurmaktadır. Bu düşünceyi onun aklına da İhsan yerleştirmiştir. Cemal ise Sebiha ile İhsanın aralarındaki bu yakınlıktan dolayı adamakıllı rahatsız olmaya başlamıştır. Ve içten içe onları kıskanmaktadır. Kudret Bey artık Cemalin yakınındaki en önemli kişi olmaya başlamıştır bile. Kudret Beyin fikirlerinden uzun uzadıya bahsedilir. Kudret beyin mutsuz bir evlilik yaşadığı artık bilinen bir bilgidir ve onun yabancı bir hanımla evlenmek istediği de bilinmektedir. Bu konuda Kudret Bey’e evlilik işleriyle uğraşan Sakine Hanım yardımcı olur. Fakat Kudret Bey Sakine Hanımın aracı olduğu bu kadını beğenmemektedir. Tam da bu sıralarda Sabiha, daha yeni tanıştığı Matmazel Coroline’in kadın hakları ile alakalı düşüncelerinin etkisi altına girmiştir.

Sabihanın sorunlu babası Süleyman, Sabihanın  çok serbest ve rahat olduğunu ne sürerek onu tam da sokak ortasında döver. Sabihanın kafasındaki bu batılı tarzı düşüncelerini atmasını istiyordur. O vakitlerde İhsan, o dönemdeki  en etkin olan siyasi oluşumlarından birisi olan İttihat ve Terakki Partisine mensup olmak adına ilişki kurar. Bu yıllar Cemal, Sabiha ve İhsanın tam da düşünce yapılarının yerine oturduğu yıllardır. Sabiha sanat dalları ile ilgilenir. Aktörlük ve tiyatro ile ilgilenmeye başlamıştır artık. Tam o sırada Cemalin babasının tayini Anadoluya çıkar. Böylece Cemal, Sabihaya veda etmek zorundadır. Cemal bu günleri hatırlar ve altı yıldır görmediği Sabihayı aramaya koyulur. Sabihaya ulaşabilmek için İhsanın evine gider fakat İhsan artık çok değişmiştir. İttihat ve Terakki cemiyetine mensup kişiler ile birlikte padişah yanlıları ile muhabbetin içine dalmıştır ve Cemal İhsanın milli mücadele yanlısı olduğunu fark eder. İhasandan da gerekli yakınlığı göremez. Fakat İhsan ve Muhsin bey ona Tevfik Beyin yanına gitmesi gerektiğini söylerler. Cemali yalısında gören Tevfik bey mutluluktan havaya uçar. Cemal Tevfik Beye Sabihayı sorduğunda ise, Sabihanın muhtar adında birisiyle evlendiğini ve Muhtar denen adamın pis, uçarı kaçarı bir adam olduğunu öğrenince Sabihanın mutsuz olduğunu düşünerek onu bulmak zorunda olduğunu kafasına koyar ve yola koyulur. Ertesi gün Cemal milli mücadelenin önemli kişilerinden olan Sami beyin  yanına gider fakat burada ona emrivaki olarak görever verilir. Bu sırada Cemal kaçmak istese de kaçamaz ve kendini görevleri yerine getirirken bulur.  Daha sonra Cemal Nasır Paşanın ona güvenmesiyle Cemali kendisine katip olarak alır. Orada Kudret Beyle karşılaşır ve ondan Sabiha hakkında bilgiler alır. Muhtarın çok zengin olduğunu Cemale söylemiştir. Sabiha ile Muhtarı tanıştıran da Kudret Beydir. Fakat Muhtar rus bir kadınla yaşamaktadır. Bu sırada İstanbulda Savaş durumundan dolayı halk kan ağlamaktadır ve birsürü kavim burada eğlenceler yapmaktadır. Şehirin görüntüsü tamamen değişmiş bir haldedir. Cemal hala heryede Sabihayı arıyordur. Cemal Sabihayı göremese de kocası Muhtarla karşılaşmıştır. Cemal Nasır Paşanın yanına gider ve Paşanın birşeylerden korkuyor gibi bir hali vardır. Ertesi gün köprüde Sabihayı görür. Sabiha Cemalin geldiğini önceden duymuş olmasına rağmen Muhtara karşı korkusundan gelememiştir.

Sabiha Cemali tekrar bulacağına ona söz verir ve kaçar gibi oradan uzaklaşır. Bir akşaö Sabiha gelir ve korku içinde Muhtardan kaçtığını söyler.Cemal,  Sabihnın artık içkiye başladığın o an orada görür. Sabiha ağlamaya başlar. Yaşadığı hayat onu çok yıpratmıştır artık. Sabiha “ah bir karar verebilsem” deyip durmaktadır. Sabah olunca Sabiha ortadan kaybolmuştur. Geriye ise bir mektup zarfı kalmıştır. Zarfın üzerinde Sabihanın resmi olduğundan Cemal zarfın Sabihadan olduğunu anlar. Resmin altında ise sahneye çıkacak bir Türk kadını yazılıdır. Cemal bütün bu olanları Muhlis beyin yanına sormak için gider. Orada kötü haberi alır. Nasır Paşa öldürülmüş ve üstelik, İhsanın bu cinayette şüpheli olarak tutuklanmıştır. İşte Sahnenin Dışındakiler romanı bu olay örgüleri içerisinde oldukça kötü bir son ile bitmiştir. Üstelik Sahnenin dışı da Anadolunun durumuna benzer zor durumda kalmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir